Sonunda Beklediğim An Geldi

Gizem

Kampla tanışmam diyabetle tanışmamla beraber oldu aslında.Çünkü ben 28 Temmuz 2011 tarihinde tip1 diyabet olduğumu öğrendim ve doktorlarım 30 Temmuz’da kampa gideceklerini söylediler.Aslında ilk başta yalnız kalacağım için kamp keşke olmasyadı diye düşünmüşütm ama bana önümüzdeki sene kampa sende gelirsin dediklerinde birden mutlu oldum.Ve kampı merak etmeye başladım.Öyle böyle bir sene geçti ve kamp zamanı geldi Asuman abla ile konuştum ve bana aklımdasın senide listeye yazıcağım dediğinde heyecanlandım açıkcası.Sonunda beklediğim an geldi babamın telefonu çaldı ve Sevgi abla benim kampa gitmeme izin verip vermediklerini sordu.Babam gönderecekti tabi o kadar beklemiştik.Ailemde benim bu kampa gitmemi çok istiyordu.Ancak toplantı yapılan tarihte biz tatilde olduğumuz için daha sonra görüşmeye gidebileceğimizi söyleyince Sevgi ablada tamam demişti.Uzakta olmamız gitmeme engel olmadığı için sevinmiştim. En sonunda kamp tarihi olan 21 Temmuz geldi.Annem ve babamla toplanma yerimiz olan Perşembe pazarına gittik.Ben o kadar heyecan yapmıştım ki erkenden diktim oraya ailemi.Annem biraz tedirgin olasada o da bu kampa gitmemi istiyordu.Herkes toplandı otobüse bindik ve izniğe doğru yola çıktık.Ben en başından beri kendimi hastalığım konusunda yalnız hissediyordum.Çünkü etrafımda tek bir diyabetli tanıdık ya da arkadaş yoktu.Buna kafamı çok takıyordum ve artık diyabetin sadece birkaç kişide olduğunu düşünmeye başlamıştım.Ama otobüsteki hereksin diyabetli olduğuna inanamazken birden kampta daha fazla diyabetli kardeşim olduğunu görünce umut tohumları yavaş yavaş ekilmeye başladı ruhumda.Bence en güzeli yalnız olamadığımı görmekti.Diyabetin getirdiği bazı sorunları sadece benim değil birçok kişinin yaşaması ve bunun üstesinden gelebiliyor olmaları düşüncelerimi tazelemeye yetmişti. Kampta geçirdiğim 1 hafta içerisinde aldığım eğitimler bana bundan önce pek bir şey bilmediğimi kanıtlamış oldu.Aslında diyabetli bireyler herkesin sandığından daha özgür ve daha sağlıklı.Evet diyabetimiz var ama diyabet asla bir hastalık değil aksine bir yaşam tarzı.Çünkü karbonhidrat sayımı yapmak,sağlıklı beslenmek,her gün egzersiz yapmak her bireyin yapması gereken şeyler.Biz aslında istediğimizi yeriz ama ölçüsüyle,istediğimiz gibi hareket ederiz şekerimizi düzenli olarak takip ettiğimiz sürece.Diyabet asla engel değil bize.Bizim istediğimiz diyabetli olduğumuz için bize acıamamaları aslında.Çünkü genelde aldığımız tepkiler aynı.Ünsülin iğnelerimizi yaparken “aa o iğneyi nasıl yapıyorsun?” ,“ Bu yaşta diyabet mi olurmuş?” “Ay o iğne mi?acımıyo mu” ya da “Ah yazık çok gençsin.” Diyerek bize acımaları kendimizi kötü hissetmemize neden oluyor.Ayrıca bu tepkiler yüzünden bazı diyabetli kardeşlerimiz iğnelerini lavaboda yapıyormuş.Ben iğne yaparken arkadaşlarım her seferinde ilk defa iğne görüyomuş gibi tuhaf tepkiler verip sürekli acıyıp acımadığnı sorarlar mesela.Neden acısınki bizim iğnelerimiz o kadarda büyük değil ve bence gayet sempatik ve küçükler.Bunu arkadaşalrıma söylediğimde inanmıyolar ama inanılmaz bir şey yok ki ortada.İğne yapmak sanıldığı kadar zor ve kötü olmamalı.İşte bunedenle biz diyabetlilerin isteği özgürce tatlı yemek değil çevremizdeki herkesin biliçlenmesi ve bize acıyarak bakmaması,diyabeti engel olarak görememeleri kısaca bizim özgür olduğumuza inanmaları…

Kampın bana kazandırdığı en önemli şeylerden biri sadece diyabetli değil bilinçli bir diyabetli olamak bence.Hyatımı kamptan öncesi ve sonrası olarak ayırdım ve baktığımda ciddi bir değişim olduğunu gördüm.Çünkü bundan önce diyabetliydim ama diyabetimi sevmiyordum.Ama artık diyabetimi seviyorum diyabetimi arkadaşım olarak görüyorum.Arkadaşım diyabet kampı benim için amacına ulaştı.Kampta birçok insan tanıdım bir hafta aynı ortamı paylaştığım gerçek ağabeyim-ablam gibi gördüğüm insanlar oldu.Tuğçe ablam,Gamze ablam,Recep abim,Sinem ablam ve daha bir çok ablam-ağabeyim oldu.Bunun yanında Nazlı’m , Göksu’m, Buse’m, Gülcan’ım, İrem’im, Şevval’im,Ayça’m kardeşlerim oldu.Bir hafta içinde o kadar çok bağlandık ki ayrılırken kamptan hepimizin aklında yeniden gelmek vardı.Hiç birimiz bu kadar yararlı ve güzel olacağını tahmin edemedik ama aramızda büyük ve görünmez bağlar oldu. İrem’inde dediği gibi başımızı kaldırdığımzda gökyüzünün nekadar parlak ve yıldızlı olduğunu gördük beraber.Oradaki yıldızlar her birimizi temsil ediyordu.Gökyüzü bizler kadar parlak ve bizler kadar kalabalık.Yıldızlar beyaz ve parlak bizlerde masum ve cıvıl cıvılız.İznikte bu kadar çok yıldız olması oranın doğallığı ve bizim çokluğumuzdandı işte.

GİZEM TORUN

Bu gönderiyi paylaş

deneme bonusu deneme bonusu veren siteler deneme bonusu