Diyarbakır Diyabetli Çocuklar Kampı: "Neval iki dağ arasında akar... Kader bir gün güldürür bizi"
17 Eylül 2011 - 21:03
Bu içeriğe reyting vermek için lütfen üye girişi yapın.
Geçen haftayı (15 - 20 Ağustos 2011) yaşları 10 - 18 arasında Diyarbakır Merkez, Silvan, Cizre, Adana, Hazro, Şırnak, Dicle, Nusaybin, Savur, Bismil, Mersin, Çermik, Batman, Ergani, Kulp, Siverek, Hani, Viranşehir ilçelerinden gelen 56 çocuk; İstanbul, Kocaeli, Ankara, Aydın, Afyon, Adana, Diyarbakır, Muş, Erzurum illerinden gelen 26 sağlık görevlisi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çocuk Şubesi’nden 11 görevli ile Hazar Gölü kenarında "Diyarbakır Diyabetli Çocuklar Kampı"nda geçirdik.
Prof. Dr. Şükrü Hatun (Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi )
Prof. Dr. Rüveyde Bundak (İstanbul Üniversitesi, Çocuk Sağlığı Enstitüsü)
Doç. Dr. Mehmet Nuri Özbek (Diyarbakır Çocuk Hastanesi Endokrin Kliniği)
Geçen haftayı (15 - 20 Ağustos 2011) yaşları 10 - 18 arasında Diyarbakır Merkez, Silvan, Cizre, Adana, Hazro, Şırnak, Dicle, Nusaybin, Savur, Bismil, Mersin, Çermik, Batman, Ergani, Kulp, Siverek, Hani, Viranşehir ilçelerinden gelen 56 çocuk; İstanbul, Kocaeli, Ankara, Aydın, Afyon, Adana, Diyarbakır, Muş, Erzurum illerinden gelen 26 sağlık görevlisi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çocuk Şubesi’nden 11 görevli ile Hazar Gölü kenarında "Diyarbakır Diyabetli Çocuklar Kampı"nda geçirdik. Kampta Tuba Karademir isimli ailesi göçer hayatı yaşadığı için hiç okula gidemeyen ve Türkçe bilmeyen bir çocuk da vardı.
Güneydoğu Anadolu bölgesinde 5 - 19 yaş grubunda 2.822.114 çocuk yaşıyor ve bunların tahminen 1900’ü diyabet tanısı ile izlenmekte. İki yıl önce Doç. Dr. Mehmet Nuri Özbek’in atanması ile kurulan Diyarbakır Çocuk Hastanesi Endokrin Kliniği'nde şu anda 100’ü son bir yılda tanı alan toplam 450 diyabetli çocuk izleniyor. Son yıllarda bu bölgedeki diyabetli çocukların bakım ve tedavisi konusunda önemli ilerlemeler olmakla birlikte, hala kan şekerini dengesini gösteren veriler diğer bölgelere göre kötü. Son iki yıldır ülkemizde çocuk diyabeti ile uğraşan kişiler olarak (Prof. Dr. Abdullah Bereket’in de katılımı ile) Diyarbakır’a gelip hasta ve hekimlere yönelik toplantılar yapıyorduk, ama hepimizin içinde Diyarbakır ve çevre illerde yaşayan çocuklara yönelik bir diyabet kampı düzenlemek vardı. Daha önce, 2002 yılında bu bölgede bir kamp düzenlenmeye başlanmış ama kalıcı olmamıştı. Bu yıl ise hepimiz Doç. Dr. Mehmet Nuri Özbek, Dr. Hüseyin Demirbilek, Hemşire Mülkiye Aydın ve Münevver Dündar’dan oluşan Diyarbakır Çocuk Hastanesi Endokrin Kliniği ekibinin özveri, sorumluluk ve dostluğuna güvenerek "Diyarbakır Diyabetli Çocuklar Kampı"nı düzenlemeye karar verdik. İlk görüşmelerden sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin her yıl düzenlediği "Çocuk Yaz Kampı"nın bir haftasını diyabetli çocuklara ayrılması ile yola koyulduk. Bu şekilde ilk kez çocuklara yönelik faaliyet gösteren bir kurumla kalıcı bir işbirliği imkanı da olacaktı ve bunun ne kadar isabetli bir karar olduğunu kamp süresince gözlemledik. Kampa gelirken hepimiz çok heyecanlıydık ve uzun süredir bu işi yapsak da, tam olarak neyle karşılacağımızı bilememenin verdiği kaygılar içindeydik.
Kampın ilk gününden itibaren daha önce yaptığımız kamplardan çok daha zengin ve yararlı bir kamp yaptığımız duygusu ile dolduk ve bu duygumuz kampın sonunda mümkün olsa kendi kamplarımızı burada yapsak düşüncesi oluşturacak kadar güçlendi. Bu düşüncenin de etkisi ile Kocaeli Çocuk Endokrin Ekibi, her yıl 10 diyabetli çocuğu ve Diyarbakır ekibinden arkadaşların İznik'teki kampa, batıdan 10 çocuğun ve Koceli ekibinden arkadaşların Diyarbakır kampına katılmasını amaçlayan bir işbirliği programı (Twinning Project) başlatmaya karar verdi.
Sözlerin, sözcüklerin etkisine inanırız. 15 - 20 yıldır İznik’te, Enez’de diyabetli çocuklarla geçirdiğimiz zamanı ama esas çocuklardan yayılan ışığı anlatmaya çalışırız. Şimdi coşku, iyilik, sevecenlik, bilgi, emek ve barış dolu geçen 5 gününün ardından bu yazıyı yazarken kalbimizin, ağlayarak ailelerine teslim ettiğimiz çocuklarda ve orada kaldığını, birçok konuda koşturup duran kişiler olarak katkıda bulunduğumuz en kıymetli işin bu olduğunu itiraf etmek isteriz. Her sabah kahvaltı sonrası önce "günaydın arkadaşlar" sonra da "rojbaş hevalno" dediğimizde, iki sözcüğü onların dilinde söylemenin yaratttığı sevinci ve yakınlığı, doğuştan duyma ve konuşma engelli kamp görevlisi Veysi’nin kampa geldiğimiz ilk andan itibaren çocuklara ve bize gösterdiği sevecenlikte dile gelen insancıllığı ve uygarlığı, bu kadar çok diyabetli olduğunu kampa gelince öğrenen çocukların ilk kez kalçalarından iğne yapınca duydukları gururu ve var güçleri ile günde 2 saat yapılan eğitimlerde anlatılanları öğrenme hevesini, hep birlikte açık havada ordan oraya koşturan, havuzun içinde bile halay çeken çocukların coşkusunu, tek kelime Türkçe bilmeyen Tuba’ya arkadaşlarının ve kamp ekibinin onu sevgiyle buharlaştırıp kendilerine katacak kadar sarmalamalarını, 27 kişilik kamp ekibinin gece gündüz bütün varlıklarını kampa ve çocuklara adamalarını, altı yıldır çoğu ilk kez tatil yapabilen 3 bin 870 çocuğu Çocuk Kampı’nda konuk eden ve bize de düş gibi bir kamp yapma yapma imkanı sağlayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çocuk Şubesi çalışanlarının çabalarını ise anlatmaya sözcüklerin yetmeyeceğini düşünüyoruz.
Çocuklar, kamp boyunca eğlendiler, bitkin düşünceye kadar neşelendiler, Kürtçe ve Türkçe şarkılarla dansettiler, halaylar çektiler. Ama esas kamp ekibinin gözlemleri ve çocukların yazdığı kompozisyonlara göre çocuklar diyabet bakım becerilerini geliştirmenin yanı sıra diyabeti kabullenerek, onu arkadaş olarak görerek ve özgüvenleri güçlenerek kamptan ayrıldılar. Çocukların hemen hepsi kalçalarına insulin yapmayı ve beslenme planlanmasında karbonhidrat sayımını kampta öğrendiler.
Bölgedeki diyabetli çocukların kan şekeri dengelerinin kötü olmasının nedenlerinden birisi, diyetisyen eksikliği idi ve bu sorun kamp sırasında sağlık bakanı ile yapılan görüşmelerle çözümlendi. Bu gelişme kampta sevinçle karşılandı.
Kamp boyunca çocukların taşıdığı zenginlikler de bir bir ortaya çıktı. Kimileri kampın enerjisini artıran darbukası ile, kimileri türküleri ile kimileri ise yaşadıklarını hepimizi etkileyecek şekilde yazma becerileri ile kendini gösterdi. Bunlardan birisi de 13 yaşındaki Bahar Çalışkan’dı ve kamp ekibi onun yazdığı kompozisyonu birinci seçti. Bu yazıyı, onun yazısı ve Şükrü Hatun’un bir sabah çocukların isimlerinden yaptığı şiirle bitirmek ve onlara bir de buradan "Bı xatıre we" (Hoşçakalın) demek istiyoruz.
Bahar’ın yazısı
"Acaba 1 dk herkes için hayat dursa ama senin için durmasa, bağırsan ya da içinden geçenleri söylesen bazen. Diyabetli olarak mı? Bilmiyorum ama kendimi yalnız hissediyorum; ama bazen yalnız kalmak güzeldir diye düşünürüm ama hep sorularla karşılaşırım ve cevaplar bulamam. Artık bir şey duymak istemiyorum çünkü duyduğum hiçbir şey beni mutlu etmiyor. Büyüdükçe hayatı daha anlıyorum ama aslında anlamak istemiyorum. Kamplara geldiğimden beri yeni şeyler öğreniyorum. Bazen kampta yeni şeyler öğrenip uyguladığımda mutluluğumu saklayamıyorum herkese söylemek istiyorum. Herkes bilsin isterim kampta iğne vurulur, şeker ölçülür ya koşuşturmalar. İyicene ve dikkatlice bir gün baktım. Öyle güzel bir görüntüydü ki çok hoşuma gitti. İçim mutlulukla doldu. İlk günler diyabetten korkuyordum ama geçen yıllar sonucunda bizim diyabetten değil de, diyabetin bizden korkması gerektiğini öğrendim. Daha önce bahsetim artık birşey duymak istemiyorum diye; yanlış söylemişim asıl iyisiyle de olsa kötüsüyle de olsa öğrenmek ve yapmak için duymalıyız. Diyabetli olmadan önce diyabet benim için bir oyuncak gibiydi ama diyabetli olduktan sonra hayat bana bir anlam kazandırdı. Bazen diyabet kamplarında eğleniyorum ama ara sıra durup düşünüyorum acaba diyabetli olmasam ne yapardım? Bazen çok yoruluyorum hem diyabetten hem de hayatla savaşmaktan, bazen ise pes etmekten çok korkuyorum. İnsan bazen yani bazen değil de sürekli mutlu olmak ister ama ben ara sıra ağlamak isterim ağlayınca kendimi daha iyi anlıyorum. Neyse diyabetliyim, mutluyum ve de sağlıklıyım...
Diyabet Kardeşliği
Neval iki dağ arasında akar
Şerife çiçek açar
Pelda yaprak verir, aydınlatır bizi.
Bahar kardeşliği ve çalışkanlığı anlatır
Bercan canından önde tutar bizi.
Dilan halaylara Vesile olur
Evindar sevgili, Ümyan anne gibi kollar bizi.
Gazal ceylan gibi süzülür
Mizgin müjdeler getiririr
Kader bir gün güldürür bizi.



Yorumlar
Bu içeriğe yorum yazmak için lütfen üye girişi yapın.